Buhur Geleneğimiz

Ecdâdımız Hazret-i Peygamber (sav) Efendimiz’in sevdiği kokulara önem vermiş ve bu kokuları dîni lâ-dîni her alanda kullanmıştır.  

Camilerin bânisi buhur kullanım koşullarını  ilgili vakfiyelerde  belirtilmiş ayrıca tütsü hazırlamak ve gerekli hammaddeleri satın almak için camide bir buhurcu bulundurmuştur.   Atik Valide Camii (1571-86),  Kılıç Ali Paşa Camii (1578-81), Mihrimah Sultan, Edirnekapı’daki Camii (1563-70), Rüstem Paşa Camii (1561-63) ve Süleymaniye Camii (1548- 59) bunlara örnektir.

Topkapı Sarayı padişahın ve ailesinin ikametgahı olduğundan  ve çeşitli resmi ve dini törenlere yapıldığından buhurun  sarayda önemli bir yeri vardı. Saray buhurları   Has Oda’nın yanında dışarıda bulunan mermer  buhur dibekte hazırlanırdı.

Padişahların culüs merâsiminde  buhurdan  bulunurdu, Eyüp Sultan’da gerçekleşen kılıç kuşanma merâsimi boyunca buhurdan taşımakla görevli askerler Padişahın önünden yürüyerek törene refakat ederlerdi. 

Surre-i Hümâyun törenlerinin buhurdanla çekilen fotoğrafları mevcuttur.

Saraydaki resmi ve dini törenlerde koku kullanımının yanı sıra, padişahın kokuları kişisel olarak da  kullandığı bilinmektedir.

Divan-ı Hümayun’da yemek davetinde Rus büyükelçisine,  görevliler gülabdan ve buhurdan ikram ettiği kayıtlıdır. . Özellikle, 17. yüzyılın başlarından itibaren kahve ve buhur, misafir büyükelçiler, düğün törenleri ve sünnet törenleri gibi resmi etkinliklerin bir parçası haline gelmiştir. Ayrıca, 18.yüzyılda  tütsünün yüksek devlet görevlilerinin katıldığı törenlerin bir parçası  olmuştur.

18. yüzyıldan kalma bir tabloda, Fransa Büyükelçisi Conte de Vergennes’in büyük vezir tarafından kabulünü gösterir. Bu resepsiyon sırasında görevliler kahve ve tütsü sunmuşlardır.  Tablonun  sağ tarafına yeşil kıyafetli hizmetçi buhurdan tutarken, kırmızı kıyafetli olan bir tepsi üzerinde  kahve fincanı taşıyor 

17. yüzyılda sarayın üçüncü avlusunda yaşayan Albert Bobovi, padişahın yatak odasının hazırlanması hakkında şöyle bilgi aktarmıştır . Her akşam, sultan yatmadan önce Ud ve Amber  kokulu mumlar yakılırdı.Ayrıca, Bobovi,  padişah kıyafetlerinin dezenfekte edildiğini söylüyor.

Padişah yemek yedikten sonra, hem oda hem de padişah Ud ve Amber  ile kokulandırılmıştır. Bu örnekler, koku kullanımının Topkapı Sarayı yaşamının gelenekleri arasında önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

Osmanlı toplumu tütsüyü çeşitli törenlerin bir parçası olarak ya da evlerinde günlük yaşamda  kullanırdı. Özellikle konaklarda tütsü kullanımı çok yaygındı. Sakal-ı şerif ziyaretlerinde, Mevlid töreninde  ve Ramazan ayında Teravih namazlarında ve ziyaretlerde buhurdan kullanılmıştır.

Kurban ve Ramazan Bayramında   konaklarda evin hizmetçilerinden biri, gümüş veya altın kaplama  buhurdan ile buhur yapar ardından misafirlere gül suyu ikram edilirdi.

Aşağıdaki gravürlerin birinde Vezir konağında  misafirlerin çubuk ile tütün  içtikleri esnada  kahvelerin servis edilmesini gösteriyor. Konuklara hizmet etmek için diz çökmüş buhur yapan bir hizmetçi görülüyor.

Antoine Ignace Melling (1763-1831) tarafından yapılan bir gravür, 3 Selim’in kız kardeşi Hatice Sultan’ın sarayında misafirlerine kahve ikramını  gösteriyor.

Tütsü ayrıca düğün törenlerinin ve çeyizlerin bir bölümünü oluşturdu. Düğün günlerinde, gelinin ailesinden birkaç kadın, damadın ailesini gül suyu ve  Ud ağacı yanan gümüş buhurdan ile karşılardı.

Arşiv belgelerine göre, Osmanlı sultanları kızlarına çeyiz olarak altın, gümüş, bakır veya porselen gibi malzemelerden yapılan çeşitli buhurdan ve Gülabdan vermişlerdir.  Sultan Abdülmecid,  kızı Cemile’ye gümüş buhurdan hediye etmiştir.

Yeni doğmuş bir bebeği ve annesini nazardan  korumak için tütsü yapardı. Doğumdan sonra kırk gün boyunca loğusa kadının odasını  çörek otu ve üzerlik  tütsüsü yapılırdı.

Padişahların, ulemânın, tarikat mensubları ve halkın  gasli esnasında buhur yakılır,  tabut taşınırken önünde buhurdanlar eşlik eder,  defin esnasında buhur bulunurdu.

Türbede görevli olan türbedarlar buhur yakar, Kur’an-ı Kerîm ve Delâilü’l-Hayrât okurdu.

Dergâha  gelen Padişah, başka dergâhı ziyârete giden şeyh efendi   kapıda buhurdanla karşılanır tekrar buhurdanla uğurlanılırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0
    0
    Sepetiniz
    Sepetiniz boşMağazaya Dön
    × WhatsApp