Tütsü / Buhur Hakkında
29 Ocak 2021

Buhur Geleneğimiz

Ecdâdımız Hazret-i Peygamber (sav)’ in sevdiği kokulara önem vermiş ve bu kokuları dîni lâ-dîni her alanda kullanmıştır.  Yaptığımız araştırmalarda güzel koku kullanımı özellikle  buhur  ile ilgili olarak  arşivlerde  çeşitli bilgilere rastladık. Bu bilgileri sizlerle paylaşmak isteriz.

Camilerin bânisi buhur kullanım koşullarını  vakfiyelerde belirtilmiş ayrıca tütsü hazırlamak ve gerekli hammaddeleri satın almak için camide bir buhurcu bulundurmuştur. Bunlara örnek olarak Atik Valide Camii (1571-86), Kılıç Ali Paşa Camii (1578-81), Mihrimah Sultan, Edirnekapı’daki Camii (1563-70), Rüstem Paşa Camii (1561-63) ve Süleymaniye Camii (1548- 59) ‘dir.

Padişah ve ailesinin ikametgahı Topkapı Sarayı olduğu için ve çeşitli resmi – dini törenlerin  burada icra edildiğinden dolayı  buhurun sarayda önemli bir yeri vardı. Sarayın  buhurları Hırka-i Saadetin bulunduğu  Has Oda’nın yanında dışarıda bulunan mermer buhur dibekte hazırlanırdı.

Eyüp Sultan’da gerçekleşen cülüs törenlerinde, padişahın  kılıç kuşanma merâsiminde en önde tören  boyunca buhurdan taşımakla görevli askerler bulunurdu.

Her sene büyük bir törenle İstanbul’dan Mekke ve Medine’ye  gönderilen Surre-i Hümâyun’a buhurdanlar refakat ederdi. 

Padişah ailesi ve saray erkanı kişisel olarak Ud, Misk, Amber, Sandal, Gül gibi  kokuları kullandığı bilinmektedir.

Kahve ve buhur ikramı 17. yüzyılın başlarından itibaren  misafir büyükelçilere, düğün törenlerinde  ve sünnet törenleri gibi resmi etkinliklerin bir parçası haline gelmiştir.  Arşiv kayırlarında  Divân-ı Hümâyunda  Rus Büyükelçisi için verilen bir yemek davetinde buhurdan ve gülabdan ikram edildiği kayıtlıdır. 

17. yüzyılda sarayın üçüncü avlusunda yaşayan Albert Bobovi, padişahın yatak odasının hazırlanması hakkında  her akşam, sultanın  yatmadan önce Ud ve Amber kokulu mumlar yakıldığını ve  padişahın  kıyafetlerinin dezenfekte edildiğini söylemiştir.

18. yüzyıldan kalma bir tabloda, Fransa Büyükelçisi Conte de Vergennes’in büyük vezir tarafından kabulünde   görevliler kahve ve tütsü sunduğu resmedilmiştir.  Tablonun sağ tarafına yeşil kıyafetli hizmetçi buhurdan tutarken, kırmızı kıyafetli olan bir tepsi üzerinde kahve fincanı taşıdığı görülmektedir.

Padişah yemek yedikten sonra, hem oda hem de padişah Ud ve Amber ile kokulandırılmıştır. Bu örnekler, koku kullanımının Topkapı Sarayı yaşamının gelenekleri arasında önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

akal-ı şerif ziyaretlerinde, mevlid-i şerif  töreninde,  Ramazan ayında, teravih namazlarında ve ziyaretlerde buhurdan kullanılmıştır.

Osmanlı toplumu Buhuru  törenlerin dışında  evlerinde günlük yaşamda da kullanırdı. Özellikle konaklarda tütsü kullanımı çok yaygındı.  Kurban ve Ramazan Bayramında konaklarda evin hizmetçilerinden biri, gümüş veya altın kaplama buhurdan ile buhur yapar ardından misafirlere gül suyu ikram edilirdi. Doğumdan sonra kırk gün boyunca  bebeği ve annesini nazardan korumak için loğusa kadının odasında çörek otu ve üzerlik buhuru  yapılırdı.

Buhur düğün törenlerinin ve çeyizlerin bir bölümünü oluşturdu. Düğün günlerinde, gelinin ailesinden birkaç kadın, damadın ailesini gül suyu ve Ud ağacı yanan gümüş buhurdan ile karşılardı. Osmanlı sultanları kızlarına çeyiz olarak altın, gümüş, bakır veya porselen gibi malzemelerden yapılan çeşitli buhurdan ve Gülabdan vermişlerdir. Sultan Abdülmecid, kızı Cemile’ye gümüş buhurdan hediye etmiştir.

Padişahların, ulemânın, tarikat mensupları ve halkın gasli esnasında buhur yakılır, tabut taşınırken önünde buhurdanlar eşlik eder, defin esnasında buhur bulunurdu. Türbede görevli olan türbedarlar buhur yakardı, 

Misafiri kapıda buhur ile karşılamak ve uğurlamak çok büyük bir saygı ifadesidir. Ayrıca bir dergâha ziyarete giden  padişah, başka dergâhı ziyârete giden şeyh efendi kapıda buhurdanla karşılanır tekrar buhurdanla uğurlanılırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Parolanızı mı unuttunuz?

Hesap oluştur?

Sepet

Sepetiniz şu anda boş.

    Sepetiniz
    × WhatsApp